İnanmadığı iklim değişikliğiyle yüz yüze

ABD’yi felç eden kar fırtınası iklim krizi inkârının bedelini hatırlatıyor.

Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) son günlerde etkili olan kar fırtınaları hayatı durma noktasına getirdi. Hâl böyle olunca akıllara ister istemez tanıdık bir isim geliyor: Donald Trump. Sürekli olarak küresel ısınmayı ‘abartı’, ‘uydurma’ hatta zaman zaman alay konusu haline getiren Trump’ın ülkesi, bugün iklim değişikliğinin en sert yüzlerinden biriyle karşı karşıya hatta ölüm kalım savaşı veriyor.

İklim değişikliği ve etkilerini çoğu zaman tekil hava olayları üzerinden küçümseyen Trump, her soğuk gün yaşandığında ya da ABD’ye kar yağsa hemen “Küresel ısınma nerede?” sorusunu yöneltmiş, Paris İklim Anlaşması’ndan çekilme kararını da bu şüphecilik üzerine inşa etmişti. Hatta bununla kalmayan Trump, Birleşmiş Milletler’e (BM) “İklim değişikliği gelmiş geçmiş en büyük dolandırıcılık’ suçlamasında bulunmuştu. Ancak bugün gelinen noktada ABD’de yaşananlar, bu yaklaşımın ne kadar eksik ve hatalı olduğunu gösteriyor.

En büyük hata küresel ısınmayı sadece ısınmadan ibaret sanmak

Trump ve benzer düşünenlerin en sık yaptığı hata, küresel ısınmayı yalnızca ‘ısınma’ olarak algılamak ve tüm etkileri bu kelime üzerinden okumak aslında. Oysa iklim değişikliği, her yerin sürekli sıcak olması anlamına gelmiyor. Aksine hava sistemlerinin dengesinin bozulması anlamına geliyor. Bu da sonuç olarak daha sık ve daha şiddetli sıcak hava dalgalarıyla birlikte, daha sert soğuklar, aşırı hava olayları ve yoğun kar fırtınaları demek oluyor. Yani ABD’de yaşanan kar fırtınaları, küresel ısınmanın bir çelişkisi olmuyor, sonuçlarından biri oluyor. Çünkü atmosferde yaşanan değişimler, kutup soğuklarının daha düzensiz hareket etmesine, alışılmadık bölgelerde alışılmadık yoğunlukta kış koşullarının yaşanmasına neden oluyor.

Burada mesele sadece bilimsel bir tartışma değil aslında. Yaşananlardan şöyle bir sonuç çıkartabiliriz. İklim değişikliğini yok sayan ya da küçümseyen politikaların bedeli, bugün ABD’de sahada ödeniyor. Çünkü altyapılar, yaşanan aşırı hava olaylarına hazır değil, enerji sistemleri zorlanıyor. Tüm bunlar milyonlarca insan günlük hayatını doğrudan etkiliyor. İnsanlar hiç görmedikleri bu yoğun kar yağışından korkarak sanki kıtlık çıkacakmış gibi market raflarını boşaltıyorlar, yüz binlerce insan elektrik kesintisi yaşıyor, sokakta yaşayan evsizler donarak hayatını kaybediyor.

İnanç konusu olmanın ötesinde bir mesele

Sonuç olarak Trump’ın iklim değişikliğine inanıp inanmaması, ciddiye alınacak bir mesele değil. Çünkü iklim krizi bir inanç konusu olmanın ötesinde, yaşanan, ölçülen ve etkileri giderek ağırlaşan bir gerçeklikten ibaret.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top